1 Şubat 2008 Cuma

Yaz(a)mama Uzerine

Baktim simdi en son 18 Eylul tarihinde bi seyler karalamisim bu sayfaya. Hatirliyorum zaten ertesinde 20kusur-20kusur Eylul tarihleri arasinda Berlin'e gidip geldik Sinan'la. Ne guzel gunlerdi yarabbim. Peki niye devami gelmedi bu yazilarin? Halbuki kac insan begenerek okudu, "takip edecem abi mutlaka blogunu" yorumlarinin ardi arkasi kesilmedi. Bir kere usengec bir insanim, baslica neden bu olsa gerek. Ama usenme denilen mevhumun da sadece fiziksel bir ataletten ibaret oldugunu (allahim bayiliyorum boyle osmanlica kelimeler serpistirmeye arada!) dusunmuyorum acikcasi. Useniyorum cunku (su bizim 'fiziksel degil fikirsel yerlesim' yazisindan yola cikarsak) yazmaya niyetlenecegim seyleri kafamda bir turlu yerli yerine oturtamamaktan korkuyorum. Butun donem, her paper teslim tarihi yaklasirken bu aciyi yasadim ve sanirim omrum boyunca da yasamaya devam edecegim. E peki kardesim ne degisti de yeniden yazmaya basladin? Bilmem. Sorun da bu zaten. Bir kere yazmaya basladim mi acayip keyif aliyorum, alip basimi gitmek istiyorum. Ama eldeki materyali post ettikten sonraki bir muddet yazdigim kelimeler kafamda dolaniyor, icimi kemiriyor, geri donup donup kontrol etme, edit etme, degistirme, silme, ortadan kaldirma hissi uyandiriyor. Sanki icimdeki yazar benlik kis uykusuna yatiyor da elestirel benlik devreye giriyor. Ama oyle boyle degil otu boku elestiren, caddebostan cafe-barlarinda yan masadan turkiye dusmani diye ayar yiyen bir elestirmen bu. Usengecligin yaninda diger bir sorun da kafami surekli kurcalayan, artik kullanmaktan nefret ettiren ama dayanamayip kullanacagim kelime, konsept meselesi. Ne yazacagim ben bu bloga? Gunluk heyecanlarimi mi? Gezi anilarini mi? 'Oh monşer cok guzel kitaplar okuyorum, cok guzel filmler seyrediyorum, sana da tavsiye ediyorum' yazilari mi? 'Gercekten boyle bir formasyona ihtiyac var mi mehmetcim aklina geleni yaz' tarzi fikir cimnastikleri iceren, her zamanki uzun cumlelerimi iceren deneme yazilari mi? Mi mi da mi mi, mi mi da mi mi... En sonunda dondum dolastim, ilk bulundugum noktaya geldim ve icimden geldigi gibi yazmaya karar verdim. Aslinda daha once kac kere verdim bu karari 18 Eylulden beri, bi allah bilir bi de etrafimdaki birkac insan. Misal en son efes pilsen blues festivalinde acayip duygulanmis, feci gaza gelmis, bizim anil'a "abiiii! bizim icimizi acacak muzige ihtiyacimiz var. bak soyluyorum. su etrafina bak ya. herkes ne kadar da icten gulumsuyor, nasil da gerdan kiriyor, nasil da hep bir ayaktan dans ediyor" diyerekten ortamdaki buyulu aurayi anlatmaya calisirken bir yandan da icimden bunlari yazma ihtiyaci, durtusu, istegi geciyordu. Ne oldu peki? Cok rasyonel olmaya, neden yazmadigima dair mantikli aciklamalar getirmeye gerek yok. Yazmadim. Ama simdi yaziyorum. Yazmak istiyorum tekrar. Elimden geldigince, zihnimden gectigince.

Hiç yorum yok: